Kerem Erkan Kayseri Özvatan
  Makale
 
Ahmet TAŞGETİREN Gazeteci/Yazar

Şaşırıp kalıyorum.

Büyük büyük adamlar başörtüsü ve türban ayrımı yapıp, bunun içinden yasakçılık çıkarıyorlar.

Biz başörtüsü deyip geldik oldum olası...

Türbanı kullanmadık.

Bir gün, eski YÖK Başkanlarından İhsan Doğramacıoğlu, Başbakan Özal ile yaptığı pazarlık sonucu “Biz buna türban diyelim, askerlere iyi gelir. Onlar bunun modern bir şey olduğunu düşünürler ve yasağı kaldırırlar” dedi.

Türban sözü o gün devreye girdi.

Askerleri rahatlatmak için...

Doğramacıoğlu'na göre “başörtüsü” deyince “halk tipi” bir şey anlaşılıyor, askerler de ona tepki gösteriyorlardı.

Sonra garip bir şey oldu.

“Türban”a “siyasi simge” damgası vuruldu ve bu niteliği yasak gerekçesi oldu.

Ve birdenbire “Aslında türban başörtüsünden farklı” söylemi oluştu.

“Biz başörtüsüne bir şey demiyoruz” dendi. “Biz siyasi simge olan türbana karşıyız.”
Hay Allah!

“Bizim türbanla alakamız yoktu, bizim kadınlarımız başörtülüydü. Onun adını siz türban yaptınız. Şimdi de türbana karşı çıkıyorsunuz, dedik, nasıl iş bu, dedik.

Gözümüzün içine baka baka “işte öyle” dediler.

Peki, dedik.

Şu başörtüsünü tarif edelim.

Siyasi simge olanını bırakalım, halkımızda ne varsa onu takalım.

Razı mısınız?

Şu soru bin kere soruldu:

-Başörtülü öğrenciler, üniversitelere annelerinin başörtüsü ile gelirlerse içeriye alacak mısınız?

Aldılar mı?

Başörtülü öğrenciler annelerinin başörtüsü ile üniversitelere devam edebildi mi?

Olmadı. Olmayacağı belliydi. Çünkü ortada çok açık bir saptırmaca vardı. Kurt ve kuzu hikayesi...

Türban, başörtüsü hepsi aynı şeydi.

Bakın şimdi:

Hürriyet gazetesinden Fatih Çekirge, Eski Genelkurmay Başkanı emekli Org. Hilmi Özkök'e sormuş:

-Eşi türbanlı birisi Cumhurbaşkanı olur mu? Başkomutanın bu durumu hakkında askerin tavrı nedir?

İşte cevabı:

“-Sayın Çekirge, bu çok yanlış olur. Bizim kimsenin başörtüsü ile bir sorunumuz olamaz. Ama onun siyasallaştırılmış halinin devletle bu şekilde ilişkilendirilmesi hatalı olur. Uygun olmaz. Doğru olmaz.”
“Neden doğru olmaz?” sorusuna ise Özkök şu cevabı veriyor:
“-Çünkü o makam bütün Türkiye'nin dünyaya temsil edildiği bir makamdır. Bu şekilde siyasallaştırılmış bir görüntüyle çok yanlış olur.”
Şimdi ben, artık klişeleşmiş olan bu cevapta bir tutarlılık arıyorum ama maalesef yok.

Sayın komutan, “Başörtüsü ile bir sorunuz yok ama onun siyasallaştırılmış hali”nden söz ediyor.

Soru şu:

-Nedir başörtüsünün siyasallaştırılmış hali?

Bugüne kadar ben, bu konuda akla yatan bir cevaba rastlamadım.

Başörtüsünü bağlama tarzı, yok bilmem renkler, toplu iğneler, broşlar... siyasi simge alameti olarak sayılıyor. Güler misiniz ağlar mısınız? Gerçekten, sayın Özkök'le oturup konuşmak, tartışmak isterim bu konuyu bir televizyon programında... Bana makul bir siyasallaşma sebebi göstersinler...

Nizamiyelerde, asker eşlerine “başörtünüzü boyun altından tavşan kulağı gibi bağlarsanız nizamiyeden içeri girebilirsiniz” dendiğine ben bizzat şahit oldum. Bu iş mi şimdi? Bu iş bu kadar şekil takıntısından mı ibaret?

Üstelik şu Cumhurbaşkanlığı seçiminin, başörtülü eşle ilgili bir olay haline gelmesi ne kadar garip.

Yani bir insanı, kendi kapasitesi ile değil, eşinin kılık kıyafeti ile ölçüp, biçip üstüne çarpı koyuyorsunuz.

İnsaf!

Size sorsam:

-Eşi başörtülü bir şehide ne dersiniz? Ya da annesi başörtülü bir şehide?

Acaba o eş veya anne başını türban biçiminde örtseydi, şehitlikten ıskat mı edilecekti?

Nasıl anlatmalı askerlerimize bu işin ne kadar hassas olduğunu bilemiyorum.

Bakın şimdi:

Abdullah Gül'ün kişiliğine itiraz yok deniliyor. Layık mı layık. Hakkı mı, hakkı. Ona vermemek haksızlık olur mu, olur!

-Peki engel?

-Engel eşinin başörtüsü...

Şimdi kalksam desem:

-Abdullah Gül'ün eşi için askerlerimiz bir başörtüsü şablonu versinler, bu iş bitsin.

Ne kadar garip olur değil mi?

Türkiye Cumhurbaşkanını, askerin dayatması ile, eşlerin kılık kıyafetine bakarak seçiyor görünümü Türkiye için ne anlam ifade eder?

Sayın Özkök, “Türkiye'nin dünyaya temsili”nden söz ediyor.

Askerin cumhurbaşkanının eşinin kıyafeti ile uğraştığı bir ülke görünümü daha mı iyi?

Bundan önceki dönemde, Başbakan eşinin, Cumhurbaşkanının resmi kabullerine katılamadığı bir ülke görünümü daha mı iyi?

Düşünün bir, Abdullah Gül'ün eşi, üniversiteyi Avusturya'da okusaydı, bu mümkündü, hatta dünyanın belki her ülkesinde okuyabilirdi, ama kendi ülkesinde okuyamadı.

Bu çok iyi bir görüntü mü?

Sayın Özkök, saygıdeğer bir komutanlık yaptı. Ama başörtüsü ve cumhurbaşkanı seçimi konusundaki yaklaşımının çok saygıdeğer olduğunu söylemek mümkün değil. Bunlar yaralayıcı tavırlar. Askerlerimizin de halkı yaralayan bu tür tavırlardan kaçınmaları lazım.

28 Şubat, 27 nisan... bunlar bir şeyi çözmüyor. Hep 22 temmuzlar geliyor ve halk konuşuyor. Biraz da o sesi dinlemek lazım. Ben bunu derim.
 
  Bugün Sitemizde 2 ziyaretçi (13 klik) var  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
O hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O mutlak güç sahibidir çok bağışlayandır.(Mülk Suresi 67/2)